Ana Sayfa

Sitene Ekle

Haber Arşivi

Yönetim

Yazar Girişi

İletişim

2018 GENÇLERDEN ATASINA MEKTUP YARIŞMASI ÖDÜLÜ SAHİPLERİNİ BULDU  ATA´YA MEKTUP YARIŞMASI  MEB ORTA ÖĞRETİM YERLEŞTİRME KILAVUZU  YARGI DUR DEDİ  YİNE SINAV SKANDALI OKUL SERVİSLERİNİN KONTROLÜ ÖĞRETMENLERİN GÖREVİ DEĞİLDİR ÖĞLE ARASI DİNLENMEK HAKKIMIZDIR  VEFAT  3 MART DEVRİMLERİN BAŞLANGICI MİLLİ EĞİTİM MİLLİKTEN ÇIKTI ŞİMDİDE MİLLİ FABRİKLAR SATILIYOR

 GENEL
 ÖZLÜK VE HUKUK
 BASIN AÇIKLAMALARI
 DAYANIŞMA
 EYLEM & ETKİNLİKLER
 BASINDA EĞİTİMİŞ
 BİLGİ-BELGE
 ÖRGÜTLENME
 İLÇE TEMSİLCİLİKLERİ
 KÜLTÜR-SANAT
 BİRLEŞİK KAMU İŞ
 HERYERDEN
 EĞİTİMİŞ TÜZÜĞÜ
TEMSİLCİLİK EL KİTABI

Hava Durumu

ANTALYA
ANTALYA


Çok Okunanlar
  ÇAĞLAYAN LİSESİ MÜDÜRÜNE CEZA
  EĞİTİM İŞ GENEL BAŞKANI VELİ DEMİR KİMDİR?
  Ulaş Kartal´ın düğünü
  "BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK ONUR ÖDÜLÜ" GECESİ
  HALK OYUNLARI KURSU
  SERİK TEMSİLCİLİĞİ YEMEĞİNDE BULUŞTUK
  Gençlik Kampı sona erdi
  EĞİTİMİŞ YENİ YÖNETİMİNİ SEÇTİ
  Öğretmen Evi Kartları
  UZMAN ÖĞRETMENLİK
  CUMHURİYET MİTİNGLERİ SÜRÜYOR…
  AKAYDIN İLK ZİYARETİNİ EĞİTİM İŞ’E YAPTI
  Antalya Basınında Biz
  Çağlayan Lisesi
  Temsilciler Toplantısı Yapıldı
  ATATÜRKÇÜ, CUMHURİYETÇİ MÜDÜRLERE BASKILARA HAYIR
  Okullarda Atatürk Köşesi
  Kemalist Cumhuriyet Mitingine Çağrı
  Uğur Mumcu´yu Anıyoruz


Anket
Sendikamızdan Beklentileriniz Nelerdir?

Ülke Sorunlarıyla ilgilenilmesi (836)
Bir yerlere atanmak için bana destek olması (39)
AB'ye girmek için istenilenlere tepkisiz kalması (13)
Özlük haklarımın korunması (570)

Yorumlananlar
..::: EĞİTİMİŞ ANTALYA ŞUBESİ :::…

OLAĞAN GENEL KURUL ÇALIŞMA RAPORU

23/5/2014




 

 

ÇALIŞMA RAPORU

2011-2014

3.

OLAĞAN GENEL KURUL

1 HAZİRAN 2014

 

EĞİTİM VE BİLİM İŞGÖRENLERİ SENDİKASI ANTALYA ŞUBESİ

 

ADRES: BALBEY MAH. 422. SOK NO:9 MURATPAŞA /ANTALYA

TELEFON: 02422470788

FAKS: 02422470788

E-POSTA: egitimis07@gmail.com

WEB: www.antalyaegitimis.org.tr

YAYINA HAZIRLAYAN: ULAŞ KARTAL

TASARIM: RAMAZAN AZITEPE

TARİH: MAYIS 2014

 

EĞİTİM İŞ ANTALYA ŞUBESİ;

BÖLÜCÜLÜĞE, GERİCİLİĞE VE EMPERYALİZME KARŞI

DİRENEN EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN

ONURLU SESİDİR !

 

GENEL KURUL GÜNDEMİ

 

 

1- Yoklama, Açılış,

2- Divan Oluşumu,

3- Saygı Duruşu,

4- Sinevizyon Gösterimi,

5- Şube Başkanının Konuşması,

6- Konukların Tanıtımı ve Konuşması

 

7- Çalışma Raporu, Mali Rapor, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulu Raporlarının Okunması, Görüşülmesi ve Aklanması,

8- Tahmini Bütçenin Okunması ve Onaylanması,

9- Şube Genel Kurulunda Alınacak Kararların Görüşülmesi,

 

10- Denetleme ve Disiplin Kurulu Asıl ve Yedek Adayları ile EĞİTİM İŞ Genel Kurul Delege Adaylarının Belirlenmesi,

11- Seçimler,

 

12- Dilek ve Temenniler,

13- Kapanış.

ŞUBE YÖNETİM ORGANLARI

ŞUBE YÖNETİM KURULU

ŞUBE BAŞKANI: MEHMET BALIK

ŞUBE SEKRETERİ: ULAŞ KARTAL

ŞUBE MALİ SEKRETERİ: HİLMİ KANCI

ŞUBE ÖRGÜTLENME SEKRETERİ: RAMAZAN AZITEPE

ŞUBE ÖZLÜK HUKUK SEKRETERİ: MEHMET AYDIN

ŞUBE BASIN YAYIN VE EĞİTİM SEKRETERİ: ÖZER ÖZTÜRK

ŞUBE DENETLEME KURULU

BAŞKAN: ERDAL ÖZ

ÜYE: MEHMET ALİ TOPKARA

ÜYE: KEMAL ERKİN

ŞUBE DİSİPLİN KURULU

BAŞKAN: MUSTAFA BAYSAL

ÜYE: MUHİTTİN BOZKURT

ÜYE: FATMA ŞEBNEM ALKAN

EĞİTİM İŞ GENEL MERKEZ GENEL KURUL DELEGELERİ

 

HİLMİ KANCI                            ŞUBE YÖNETİM KURULU

MEHMET BALIK                       ŞUBE YÖNETİM KURULU

ULAŞ KARTAL                           ŞUBE YÖNETİM KURULU

RAMAZAN AZITEPE                  ŞUBE YÖNETİM KURULU

DENİZ DEMİRCAN                             MURATPAŞA

DEVRİM ÖZADA                                MURATPAŞA

ERDAL BİLGİLİ                                    GAZİPAŞA

ERDAL ÖZ                                               KEPEZ

FATİN ILTAR                                     MURATPAŞA

İBRAHİM DAŞ                                   MURATPAŞA

İBRAHİM ÇAKMAK                         MURATPAŞA

MUSTAFA ÖZER                               MANAVGAT

NERİMAN ÇAKAR                            MANAVGAT

OSMAN TEPE                                        KEPEZ

RAMAZAN GÜNGÖR                        GAZİPAŞA

SEZAİ DÜZ                                         KONYAALTI

ŞEREF SARICA                                       KEPEZ

ZEKİ KAYAR                                        KUMLUCA

 

 

 

 

 

İÇİNDEKİLER

1.BÖLÜM

SUNUŞ………………………………………………………………..8

DÜNYA VE TÜRKİYE…………………………………………9

SİYASAL VE SINIFSAL DEĞERLENDİRME………..9

HAZİRAN AYAKLANMASI………………………………….11

2.BÖLÜM

MALİ ÇALIŞMALAR……………………………………………13

ÖRGÜTLENME ÇALIŞMALARI………………………….19

ÖZLÜK-HUKUK ÇALIŞMALARI……………………….24

BASIN-YAYIN  VE EĞİTİM ÇALIŞMALARI……….28

BASINDAN SEÇMELER……………………………………..29

AFİŞ VE ETKİNLİKLERDEN SEÇMELER…………..42

3.BÖLÜM

ŞUBE DENETLEME KURULU RAPORU……………55

ŞUBE DİSİPLİN KURULU RAPORU…………………56

EK1: ANADİLDE EĞİTİM VE ULUS DEVLET RAPORU..……57

ANILARI MÜCADELEMİZDE YAŞIYOR……………64

 

 

 

 

 

Devrimci Öğretmen Andı

 

 “Türküm, doğruyum, devrimciyim,

Yasam iç ve dış düşmanı dışarı atmak,

Yurdumu tez elden kalkındırmaktır…

Ülküm işçiye iş,

Köylüye toprak,

Bebeye süt,

Yavruya ekmek ve kitap,

Gence gelecek sağlamaktır…

Varlığım ulusal kurtuluşumuza ve bağımsızlığımıza armağan olsun…

 

Can Yücel

1968 TÖS Devrimci Eğitim Şurası

 

SUNUŞ:

…ey her şey bitti diyenler

korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.

ne kırlarda direnen çiçekler

ne kentlerde devleşen öfkeler

henüz elveda demediler.

bitmedi daha sürüyor o kavga

ve sürecek

yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

ADNAN YÜCEL

Eğitim İş Antalya Şubesi olarak; antiemperyalist, tam bağımsızlıkçı, devrimci, sınıf sendikacılığı mücadelemizde bir çalışma dönemini daha geride bıraktık. 2011-2014 yıllarını kapsayan 3. çalışma döneminde, Eğitim İş Antalya Şubesi Genel Kurulu’nun belirlemiş olduğu yetki, görev ve sorumluluklara bağlı kalarak, sendikamızın tüzüğü başta olmak üzere, mücadele ilkelerimize ve değerlerimize uygun olarak önemli çalışmalar ve faaliyetler gerçekleştirmeye çalıştık.

 

Geçtiğimiz dönem, şubemiz bir taraftan kamusal, demokratik, bilimsel, laik eğitim hakkı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye çalışırken, diğer taraftan sendikal haklar başta olmak üzere vatan, emek, demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinin içinde yer aldık. Eğitim işkolunda yaşanan sorunlar ve bu sorunlardan doğrudan etkilenen eğitim ve bilim emekçilerinin çıkarlarını örgütsel birlik ve bütünlük içinde hareket ederek, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin taleplerinin takipçisi olmaya özen gösterdik.

 

Şubemiz, bir bütün olarak ulusumuzu, toplumsal yaşamı ve eğitim sistemini kuşatan ve baskı altına almaya çalışan işbirlikçi AKP iktidarı karşısında diğer emek ve meslek örgütleri ile birlikte ortak mücadele olanaklarını yaratmaya çalıştı. Şube yöneticilerimize yönelik gözaltı girişimleri, özellikle idari hizmetlerde görevli üyelerimize yönelik sürgün ve görev yeri değişiklikleri, sendikal faaliyetlerimizi yürütmede bizi daha fazlasıyla motive etmiş ve bu motivasyon toplumun en aydın geçinen kesimlerinin bile baskılara boyun eğdiği bir dönemde iktidara karşı dik durabilme onurunu bizlere yaşatmıştır.

 

Genel kurullar, sendikal mücadele ve genel olarak bağımsızlık ve demokrasi mücadelesinin güçlendirilmesi açısından önemli tartışmaların yürütüldüğü süreçler olarak bilinmektedir. Bu yönüyle genel kurullar, geçmiş dönemin çeşitli yönleriyle yapıcı eleştiri ve özeleştiri mekanizmaları işletilerek değerlendirildiği, sendikal mücadele içinde yapılanların ve yapılamayanların bütün yönleriyle ortaya konulduğu ve geleceğe yönelik olarak yeni mücadele kararlarının alındığı en geniş, en demokratik platformlardır.

 

2011-2014 yılları arasını kapsayan 3. çalışma döneminde sendikamız tarafından yapılan örgütsel çalışmaların ve sendikal faaliyetlerimizin yer aldığı çalışma raporumuz, dünyada ve

Türkiye’de yaşanan gelişmeler başta olmak üzere, eğitimin, eğitim ve bilim çalışanlarının sorunları ve bu sorunlara yönelik politikalarımızı ve yürütülen faaliyetleri içermektedir.

 

Eğitim İş 3. Dönem Şube Yönetim Kurulu olarak, 3. Olağan Genel Kurulumuzun demokratik bir ortamda, yapıcı eleştiri ve önerilerin yapıldığı, eğitim ve bilim çalışanlarının sorunları ve çözüm önerilerinin tartışıldığı bir demokrasi şöleni şeklinde yaşanmasını umuyoruz. 3.

Dönem Şube Yönetim Kurulu olarak, Genel Kurul üyelerine ve önümüzdeki dönem sendikamızın yürütme kurullarında görev alacak arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz.

 

ŞUBE YÖNETİM KURULU

DÜNYA VE TÜRKİYE:

·         DÜNYA, ÜLKE VE SENDİKA GÜNDEMİNİN SİYASAL, ULUSAL VE SINIFSAL DEĞERLENDİRİLMESİ

ATATÜRK Cumhuriyeti’nin tasfiyesinin gündemde olduğu günümüzde, bütün bu olan bitenin baş sorumluları ABD ve AB emperyalizmini hedef göstermeksizin söylenecek her söz; kavgada boşa sallanmış bir yumruk gibi olacaktır! O yüzden “KAHROLSUN ABD EMPERYALİZMİ, YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE” söylemini tüm eğitim ve bilim çalışanlarının söylemesi, bizlerin Cumhuriyete, ulus devlete ve emeğe sahip çıktığının göstergesi olacaktır.

Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada son aylarda yaşanan olaylarla ilgili olarak; demokratik kitle örgütleri, sendikalar, partiler ve basın çeşitli yorumlar yapmaktadır. Bilgi kirliliğinin bu kadar yoğun yaşandığı bir dönemde halkımız ve eğitim emekçileri yandaş medyanın yayınları nedeni ile doğru bilgiye ulaşmakta zorluk çekmektedir.

            ABD ve AB emperyalizminin, dün Balkanlarda yaptığı gibi çeşitli adlar altında( BOP, Medeniyetler ittifakı), “özgürlük(!), demokrasi(!), insan hakları(!)” sloganlarını kullanarak ulus devletleri parçalamak amacı ile Irak’la başlayıp Tunus, Mısır ve Libya’dan sonra Suriye’ye saldırması ve bazı ülkeler üzerinde soros destekli sahte-renkli devrimlere girişmesi bütün bölge devletlerinin bağımsızlığını tehdit etmektedir. ABD destekli darbelerin Suriye, Mısır ve Libya’da geri teptiğini, bölünmeye karşı olan ordu ve halk hareketlerinin süreç içinde birleştiğini dikkatle izlemekteyiz. Başta Türk Ulusunun baş düşmanı ABD emperyalizmi olmak üzere, emperyalist devletler; ulusları, etnik dinsel ve dilsel temelde kaşıyarak olaylar çıkarmakta ve tüm dünya insanlarının duygularını sömürmektedir. Ancak eğitim emekçileri; “özgürlük, demokrasi, insan haklarını” emperyalizmin değil, bağımsız bir ülkedeki tüm halkın, ulusun kendisinin getirebileceğini çok iyi bilmelidir.

            Irak’ta gerçekleştirilen, Tunus, Libya, Mısır ve Suriye’de başlatılan parçalanmanın, Türkiye’de de istendiği aşikârdır; ancak Türk Milleti asla parçalanmayı istemeyeceği için, bizdeki süreç “yeni anayasa” üzerinden gerçekleştirilmek isteniyor.

           Yerel yönetimlerin özerkliği adı altında federasyona geçiş konuşuluyor. Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimleri bu anlamda çok büyük önem arz etmektedir.

           Bugüne kadar milletimiz ABD emperyalizmi ile işbirliği içinde olanları, dinler arası diyalogu savunanları, yandaş ve merkez medyanın saklaması sonucu göremiyordu, ancak Haziran Ayaklanması emperyalizm ve işbirlikçilerinin kurduğu tüm oyun ve dengeleri alt üst etmiştir.

           ABD emperyalizmine uşaklık eden yerli işbirlikçiler aslında ülkeyi hangi noktaya getirdiklerini çok iyi biliyorlar. Gerçekleri gördükleri halde görmedik diyorlar! ABD emperyalizmi, emirlerini bizzat kulaklarına söylüyor, duymadık diyorlar! Gerçekleri bildikleri halde dilleri gerçekleri söylemiyor, görevlerini yapıyorlar…

         Türkiye parçalanıyor! Yeni anayasa çalışmaları ile yeni Türkiye kurulmak isteniyor! ABD emperyalizmi ve yerli işbirlikçiler dışındaki tüm siyasi parti, demokratik kitle örgütleri ve sendikalar olarak şu gerçeğin farkında olmalıdır: Ülkemiz tehlikededir. Aramızdaki etnik, dinsel ve siyasal ayrılıkları erteleyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni bütün tutmak zorundayız. ABD emperyalizmi ve işbirlikçilerinin gerçek yüzünü milletimiz de görmeye başlamış ve Türk Ulusu özellikle son bir yıldır önderini aramaktadır. Elbette ki Türk Milletinin ideolojik önderi bellidir, bu Mustafa Kemal’dir, ancak milletimizin fiziki önderliğe ihtiyacı vardır ve henüz bu önderlik ortaya çıkmamıştır, bu konuda sendikalara, özellikle de Eğitim İş’e çok büyük görevler düşmektedir. Halkın gerçek önderliği eylemlilik içinde belli olur, bizler hiçbir ayrım yapmadan bize yakın tüm parti ve kitle örgütleriyle bu süreci hızlandırmak adına eylem birliğini sağlayabilmeliyiz.

         Gerek terör örgütlerini gerek AB fonlarını gerekse Sorosları kullanarak Türkiye Cumhuriyetini ve Türkiye Halkını parçalamayı hedefleyen ABD ve AB; Türk ulusunun antiemperyalist, bağımsızlıkçı ve Cumhuriyete bağlı yapısından dolayı değişik taktikler geliştirmektedir. Bölgesel olarak etnik çatışma girişimleri düzenlenmektedir.        

         Dünya emperyalizmine meydan okuduğumuz ve büyük kazanımlar elde ettiğimiz bir zemin olan Lozan antlaşmasının, madde madde delinmeye ( vakıflar yasası, azınlıklar, ruhban okulu, patrikhane, misyoner Rum ayinleri vb.) çalışıldığı bu günlerde Eğitim ve Bilim çalışanları hem Türkiye’nin hem de bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne sahip çıkmalıdır.

         Bugün; Amerikan emperyalizminin yaptığı bir operasyon sonucu işbirlikçi bir hükümet işbaşına getirilmiştir. Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Fas’tan Çin’e kadar 24 Ülkenin haritasının değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek Al Fagr gazetesine, Aslan kafesi içinden yaptığı açıklamada ‘Mısır’a ABD ve İsrail birlikte operasyon yapıldı. Muhammet Mursi İktidar yapıldı, Mısır üç parçaya bölünecektir’ diyerek projenin hayal olmadığı göstermiştir. Bugün İleri, çağdaş ve bağımsız bir Mısır’dan yana olan Mısır halkı, Tahrir’de ortaya koyduğu irade ve bu iradeye kayıtsız kalmayan Mısır ordusunun da desteğiyle ülkede gericileşmeyi durdurabilecek bir sürece girmiştir. Bu süreci desteklemek her antiemperyalistin, emekçinin ve devrimcinin görevidir. Tunus ve Libya parçalanmaktadır. Türkiye’yi etnik, dilsel, dinsel temelde parçalamak için Suriye’de operasyon yapılmaktadır. Bu amaçla Suriye’de iç karışıklık çıkarılmakta, bölücü ve gerici unsurlar özellikle ABD tarafından maddi-manevi desteklenmektedir. Irak; ABD, Barzani, Talabani ve PKK aracılığı ile parçalanmıştır. Eğer Suriye’nin kuzeyindeki bölücü operasyon başarıya ulaşırsa kukla devletin ikinci ayağı oluşacaktır. Türkiye ve İran’da parçalanınca, ABD Emperyalizmine Ortadoğu’da hizmet edecek kukla devlet kurulmuş olacaktır. Tabi bu durumda Türkiye Cumhuriyeti diye bir şey olmayacaktır.

            Ergenekon, Balyoz, Şantaj, Casusluk, Ay Işığı, Eldiven, Yakamoz vs. adı altında açılan düzmece davaların amacı; Ülkemizin birliği ve dirliğinden yana olan Ordumuzu, devrimci aydın, ulusalcı güçleri bertaraf etmektir. Silivri’de aydınlarımıza, askerlerimize ve toplum önderlerimize verilen müebbetlik cezalar bu amaca yönelik verilmiştir. Silivri ve Hasdal cezaevlerinde yatan tutsaklar onurumuzdur!

            EĞİTİM-İŞ; Türkiye Cumhuriyetinin ve tüm ulus devletlerin toprak bütünlüğünden yana açıkça taraftır. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün devrimlerinin ışığında tüm eğitim çalışanlarını; antiemperyalist, bağımsızlıktan ve emekten yana ulusal ve sınıfsal mücadelemize katılmaya çağırmak ve bunun sonucunda tüm emekçileri birleştirmek tarihsel sorumluluğumuzdur.

  • HAZİRAN AYAKLANMASI

       Haziran ayaklanmasında “hükümet istifa” diyerek sokağa çıkan devrimci gençliğin “özgürlük” taleplerinin ancak “tam bağımsız bir Türkiye’de gerçekleşebileceği açık ve nettir. Gençlik de özgürlük beklentisinin AKP iktidarının baskı ve zulüm düzeninde gerçekleşemeyeceğini ayaklanmanın temel talebi haline gelen “hükümet istifa” sloganıyla göstermiştir. Bu yangından kurtulmak için sadece başbakanın veya hükümetin istifa etmesi de yeterli değildir. Emperyalizm kendi değirmenine akan derelerin dere yatağı tıkandığında farklı kanallar açarak suyun akmasını ve düzeninin devam etmesini sağlayabilmektedir. Burada sorun ülkenin bu çıkmaz sokaktan vatanın birliği-milletin bütünlüğünün korunarak bağımsız bir Türkiye hedefinin işçi-emekçi-öğrenci gençliğin önüne konulmasıdır.

        Bugün yani genel kurulumuzu gerçekleştirdiğimiz 1 Haziran 2014 tarihi itibariyle Şanlı “Haziran Ayaklanması”nın yıldönümündeyiz. İnişli çıkışlı 1 yıla yayılan halk hareketi, özellikle İstanbul’un diğer semtlerindeki ve diğer şehirlerdeki direniş pek çok derslerle doludur. Direnişin kendiliğinden gelişmesi ve görünürde örgütsüz oluşu, özellikle ilk on günlük direniş süresinde önemsenebilecek bir önderliğin ortaya çıkmaması, kaçınılmaz olarak direniş hareketinde yükselen dalganın geri çekilmesi karşısında ellerin-kolların bağlanmasına neden oldu.

         Demokratik Kitle örgütlerinin, DİSK ve KESK’in görüntüsel “örgütlülüğü”, görüntüsel “hiyerarşik yapısı”, göstermelik “destek grevleri”nden öteye gidemedi. Hatta bu göstermelik “destek grevleri”yle özellikle DİSK ve KESK direniş hareketini pasifize etmeye, direnişçilerin morallerini bozmaya katkıda bulundu. 1 Mayıs’ta olduğu gibi, 17 Haziran günü, DİSK ve KESK, sözde “direngen” ve “keskin” söylemlerle ortaya çıkmışlar, daha önce hiç çatışılmayacak ortamlarda bile bazı bahaneler öne sürüp polise “direnen” KESK, 17 Haziran grevinde nasıl olduysa polis “engeli” karşısında kitleyi dağıtma kararı almıştır. En olmadık yerde halkın direnişine ket vurarak kitleleri mücadeleden soğutmak büyük bir vebaldir. Genelde Birleşik Kamu İş, özelde Eğitim İş de bu süreçte üzerine düşen görevleri tam anlamıyla yerine getirememiştir. Merkezi kararların alınamaması, dağınıklık ve direnişe destek veren çeşitli parti, kitle örgütleri ve halk katmanlarına yaklaşımımız konusunda netlik olmaması bir eylem birliği ve direniş kültürünü sağlayamamıştır. Soma’da kaybettiğimiz canlarımızın milletimizin yüreğini fazlasıyla yaktığı da göz önüne alınırsa; önümüzdeki aylarda halk hareketliliklerinin daha da artacağı kamuoyunun takdiridir. Bu bağlamda gelişebilecek bir halk hareketine daha hazırlıklı yakalanabilmek için örgütsel, siyasal ve materyal anlamda gerekli tüm önlemler alınmalıdır.     

       Siyasal iktidarın, “Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları”yla direnişi durduramaması karşısında silaha ve hatta palalı sivil güçlere yönelmesi çok doğaldır.

       AKP’nin emir ve komutası altındaki polis, halk direnişinin geri çekilişinden yararlanarak geniş çaplı gözaltılara, insan avına başlamıştır. En basit bir twitter mesajı yazanlar bile gözaltına alınmaktadır artık. Binlerce, on binlerce kişi gözaltına alınma ve yargılanma tehdidi altındadır. Direniş durakladıkça, bu tehdit olmaktan çıkmış, fiili bir uygulamaya dönüşmüştür.

      Bu tehdidi boşa çıkarmanın ve fiili hale gelmesini engellemenin tek yolu direnişi sürdürmekten geçer. Ama yorulmuş, daha doğru ifadeyle, enerjisi amaçsız biçimde tüketilmiş halk kitlelerinin yeniden sokaklara dökülmesi ancak yeni ve somut amaçlar ortaya çıkmasıyla olanaklıdır.

      Halk direnişinin kayıpları, şehitleri, sadece belli bir yerde yapılan bir törenle değil, ülke çapında yapılan protestolarla sonsuzluğa uğurlanmalıydı.

      Gözaltılar ve tutuklamalar, ülkenin her yerinde adliye önlerinde aynı anda protesto edilebilmeliydi.

      Bu protestolarda polisin “orantısız güç kullanımı” kitlesel direnişlerle püskürtülebilmeliydi. Baskıya ve zulme karşı “direnme hakkı”nın yasallığı ve meşruluğu kitlelere yeterince açıklanabilmeliydi. Bunun daha büyük şiddete yol açacağı endişesi yaratılmamalıydı.

      Bu taktikler, direniş dalgasındaki geri çekilmeyi, geçici bir soluklanmaya ve güçlerini tazelemeye dönüştürmeye yardımcı olacaktı.

      Hiç kimsenin, hele de “işçi konfederasyonları” unvanına sahip olan sözde “kitle örgütleri”nin halk direnişini pasifize etmeye, direnişlerini belirsizleştirmeye ve direnişçileri amaçsız bir “güruh” haline dönüştürmeye hakkı yoktur. Bunu yapanlar ya da bunu yapmaya teşebbüs edenler, hiçbir biçimde halkın yargısından kurtulamayacaklardır.

      Sonuç olarak, halk direnişinin yükselen dalgasının geri çekilişinden kaygılanmaya hiç gerek yoktur. Bu konuda dünya devrimci mücadeleleri tarihi çok büyük derslerle doludur. Şüphesiz tarih tekerrür etmez. Zaman ve mekan farklılıkları her koşulda etkin bir unsurdur. Ama önemli olan tarihten ders çıkartmaktır.

      “Her Yer Taksim, Her Yer Direniş” sloganı kitlelerde yankısını bulmuş ve kitleler gereğini yapmıştır. Soma’da yaşanan işçi katliamının ardından şimdi sıra “Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam” sloganının gereğinin yapıldığı koşullara hazır olmak ve “Hükümet İstifa” sloganının gereğinin yerine getirilmesini sağlamadadır.

       Bütün bu önümüzde bekleyen görevler ve onca eksikliklerimize rağmen bugün gerek genel olarak EĞİTİM İŞ, gerekse de Antalya Şubemiz olarak çok da kötü bir yerde olmadığımızı görmekteyiz. Şubemiz son 3 yıl içinde yaptığı eylemlilik, etkinlik ve örgütlenme çalışmalarıyla gücüne güç katmıştır. EĞİTİM İŞ ANTALYA ŞUBESİ bugün gerçekten her açıdan daha iyi bir noktadadır. Bunun en büyük kanıtı ise yönetim kurulumuzun her hafta planlı örgütlenme gezileri yaparak Antalya’nın tüm ilçelerini ve il merkezindeki hemen hemen tüm okulları defalarca gezerek; son bir yılda yaklaşık 400 eğitim çalışanını daha EĞİTİM İŞ’li yapmasındadır. Bugün Antalya Şubesi’nin 2500 civarında üyesi vardır. Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da; düşüncemizde, söylediklerimizde ve eylemlerimizde Rehberimiz, ışığımız Mustafa Kemal ATATÜRK olacaktır.

        Bütün bu gerçeklikler ve değerlendirmelerimiz ışığında çağrımız; Güçlü konfederasyon ve güçlü sendikanın örgütlenmesidir. Süreç bizi bu görevle sıkıştırmaktadır ve artık oyalanacak zamanımız kalmamıştır, Cumhuriyetimiz elden gitmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi bu çağrıyı yapmayı önemsiyoruz: Önümüzdeki sürecin ihtiyaçlarını karşılayacak ve bu döneme damgasını vuracak devrimci bir sendikal örgütlenmeyi yaratabilecek devrimci eğitimciler bir adım öne çıksın!!!

İŞ KAZASI DEĞİL, KATLİAM! İŞÇİ KATİLİ HÜKÜMET İSTİFA!

SELAM OLSUN HAZİRAN AYAKLANMASINI YARATAN YÜCE MİLLETİMİZE VE ŞEHİTLERİMİZE!

YAŞASIN GREVLİ-TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKA MÜCADELEMİZ!!!

YAŞASIN CUMHURİYETİN ZAPTEDİLMEMİŞ TEK KALESİ OLAN EĞİTİM İŞ!!!

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE MÜCADELEMİZ!

MALİ ÇALIŞMALAR

ANTALYA ili olarak, Sendikamızın Türkiye çapındaki üye artışından, aynı şekilde olumlu etkilenmekteyiz. 2011-2014 görev dönemimizle ilgili gelir –gider durumu tablo halinde verilmiştir. Eğitim İş’in ülkemizin Türk Milli Eğitiminin amaçlarıyla doğrudan örtüşen sendikal faaliyetinde, Atatürk’ün ilkelerine, Cumhuriyetimizin değerlerine sahip çıkan üyeleriyle , “Eğitim işimiz, EĞİTİM İŞ Sendikamızdır” anlayışını mali uygulamalarımızın esası olarak kabul ettik.

Gazipaşa’dan Kaş-Kalkan’a kadar uzanan coğrafyamızda üyelerimize; Örgütlenme çalışmaları, Eylem ve etkinlikler, Temsil ,(varsa) Büro giderlerinde çalışma şevk ve heyecanını destekleyen anlayış içinde davranmaya dikkat ve önem verilmiştir. Yönetim içindeki uyumun olumlu yansıması, uzak ilçelerimize ulaşmak için, sabahın erken saatlerinde yolların katedilmesinde uzaklığın önemini azaltan, bağlı olduğu değerler için zamanını, emeğini özverili şekilde harcayan anlayışla bu günlere gelinmiştir. Antalya Şube olarak, mali harcamalarda azami tutumluluk, gerektiği kadar harcama, titizlik gösterdiğimiz hususlar olmuştur. Sadece Şube Yönetim Kurulu üyelerinin çabasıyla örgütlenmenin ilçe, köy okul sayısı göz önüne alındığında yeterli olamayışı sebebiyle, komisyonlar oluşturulmuş, giderleri belge karşılığında geciktirilmeden karşılanmıştır.

Bazı temsilciliklerimizden belge-fatura akışında aksamalar yaşanmakta olmasına rağmen; yeni dönemde daha iyi organize olmakla bu sorunun da aşılacağı muhakkaktır.  Üye sayılarının artmasıyla Temsilciliklerimizin bulunduğu Alanya, Gazipaşa’ya ilave olarak, Finike, Serik, Manavgat ilçelerimizde büro kiralanmış, Mayıs 2014 dahil kira bedelleri(Finike, Alanya, Gazipaşa)ödenmiştir. Antalya Şube, Serik, Manavgat kira bedelleri yıllık peşin ödeme ile stopaj ödemeleri ve bu işlemlerin takibi konusunda kolaylık ve sadelik yaratılmıştır. Diğer ilçe temsilciliklerinde de 2014 aylarının kalan kiraları Haziran 2014 de defaten ödenerek bütünlük ortamı sağlanmış olacaktır. Antalya şube binasının yeni adresindeki fiziki donanımı için harcamalarımızın Mart ve Nisan (2014) ayında artmasında etken olmuşsa da; “Üyelerimize yakışan” bir fiziki ortamın sağlandığı genel kabul görmüştür.

Yeni dönemde örgütlenmenin yanı sıra; üyelerimizin düğün, doğum, ölüm, kaza, gibi durumlarına daha dikkat gösteren bir anlayışla hareket edilmesi, sendikamızın sosyal uygulamalarında tamamlayıcı bir anlayış olacak, mali sekreterliğimiz üzerine düşeni yapacaktır.  Gelirimiz sadece üye aidatlarından oluşmaktadır. Genel Merkezden gelen avans miktarı ve harcama detayı şeffaflık içinde aylık olarak üyelerimizin bilgisine sunulmaktadır. Yararlı, samimi görüş ve öneriler daha iyi uygulamalar için ihtiyacımızdır.

ÖRGÜTLENME ÇALIŞMALARI

Eğitim İş Antalya Şubesi iktidarın ve yandaşlarının dışarıdan, Emek hareketleri bölücülerinin de içerden yaptığı tüm girişimlere rağmen bir çığ gibi büyümeye devam ediyor. 31 Mart 2007 Tarihinde kurulan Eğitim İş Antalya Şubesi; ırkçılığa, gericiliğe, bölücülüğe ve emperyalizme karşı oluşturduğu çizgisinden ve kurucu iradesinin tüm hassasiyet ve duyarlılıklarından en ufak bir taviz bile vermeden bugünlere gelmiştir. 32 kişi ile çıkılan yolda çoban ateşini ilk yakan arkadaşlarımızın da büyük çaba ve fedakârlıklarıyla bugün çok daha güçlüyüz.

Son üç yılda üye sayısını 1552 den 2548’e çıkaran Eğitim İş Antalya Şubesi; yapılan eylem ve etkinliklere kitlesel katılım sağlayarak emek hareketine damgasını vurmuştur. 27 Mart 4+4+4 Eylemi, 1 Mayıs Emek Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı ve 23 Mayıs grevi gibi eylemler ve etkinliklere binlerce kişiyi sokağa dökerek vatan ve emek mücadelesine yeni bir soluk getirmiştir. Şimdiye kadar öngördüğü tüm hedeflerine ulaşan Eğitim İş Antalya Şubesi bir yıl önce koyduğu 2500 üye hedefini yakalamış ve geçmiştir.

Dünyadaki ve ülkemizdeki yaşananlar; içsel ve dışsal birçok etken, sendikaların yeni üye bulma ve eskileri muhafaza etme konusundaki yeteneklerini kısıtlamıştır. Sendika sınıf mücadelesinin yürütüldüğü birer okuldur. Ekonomik, siyasi, politik mücadele yürütürler. Ülkede, normal koşullarda ekonomik mücadeleye önde tutarlar, siyasi mücadeleyi buna tabi kılarlar. Bugün Ülkenin bölünmesinin yoğunlaştığı bu dönemde; siyasi, politik mücadele önde, ekonomik mücadele buna tabi olmalıdır. Çünkü vatan olmalı ki üzerinde sınıf mücadelesi yürütebilelim. Eğitim ve Bilim İşgörenleri olarak bizler işçi sınıfı statüsündeyiz. Bunun sebebi çalışmadığımız gün, açız demektir, yani mülksüzüz.

Bugün ülkemiz dışardan sömürüldüğü yetmiyormuş gibi içerden de hükümet ve taşeronları sömürmektedir. Bu sömürgeleştirilmeye karşı mücadelemiz her zaman olduğu gibi devam etmiştir ve devam edecektir. Çünkü sömürgelerde demokrasi olmaz. Sömürgelerde emekçilerin hakkı olmaz. Ülke bağımsızsa, ulusun egemenliği varsa, o ülkede demokrasi gelişebilir. Bu sömürgeleştirmeye duyarsız kalan emek örgütleri varsa, bir kere asıl görevlerine ihanet ediyorlar demektir. İşbirlikçi AKP, Cumhuriyetin kazanımlarını ortadan kaldırdıkça sendikal ve sınıfsal mücadelemiz daha da zorlaşacaktır. Ekonomik, Özlük-hukuk ve sosyal haklar temelindeki mücadele ile ABD, AB ve işbirlikçilere karşı mücadele bir potada birleştirilmezse, birbirinden bağımsız çıkan her konuma göre mücadele şekli belirlemek bizi doğru sonuca götürmeyecektir.

Eğitim-İş Antalya Şubesi;

Örgütlenme programı hazırlanmış olup düzenli olarak her Perşembe günü örgütlenmeye çıkılmıştır.

4+4+4 eğitim sistemine geçilmesi sonucunda ikili eğitim yapan bazı okullarda hem sabah hem de öğleden sonra gidildiği için zaman konusunda sıkıntılar çekilmiştir.

İlçe temsilciliklerimizle belirli aralıklarla toplantılar yapılarak örgütlenme stratejileri belirlenmiştir.

Genel Merkez kararı doğrultusunda üye sayısı 50’nin üzerinde olan ilçelerde ilçe temsilciliklerinin bağımsız bir binada üyelere hizmet sunmalarının sağlanması için temsilcilik ofisleri açılmıştır.

İşyeri temsilcileri ile belirli aralıklarla toplantılar yapılarak üyelerin istek ve önerileri değerlendirilmiştir.

Bu güne kadar her türlü hava şartları ve diğer olumsuz koşullara rağmen bizden desteğini esirgemeyen başta eğitim emekçileri ve Birleşik Kamu İş Konfederasyonuna bağlı diğer sendikalarımızın üyeleri, kamu emekçileri, tüm siyasi parti, dernek ve kitle örgütlerinden dostlarımız ve Antalya halkı yanımızda olmuştur.

Eğitim İş bu gün diğer sendikalardan farklı olarak demokratik, katılımcı ve sınıf sendikacılığını temsil eden ve önemseyen tek sendikadır...

 

ÖZLÜK HUKUK ÇALIŞMALARI

  8 Mayıs 2011 tarihinde yapılan Genel Kurul sonrasında Sendikamız Antalya Şubesi TİS ve Özlük Hukuk Sekreterliğimizce; daha önce oluşturulan özlük hukuk komisyonu yenilenmiş TİS ve Özlük Hukuk Sekreteri Mehmet AYDIN başkanlığında oluşturulan bu komisyon; Sendikamızın avukatı ve aynı zamanda üyemiz olan Mustafa BAYSAL ve Okul Müdürü üyelerimiz Fatin ILTAR,  Şeref SARICA, Şadi KOCAGÖZ, Mehmet KARAKAŞ gibi deneyimli yöneticilerden oluşturuldu.

Özlük Hukuk komisyonu Cumartesi günleri kesintisiz, haftanın diğer günlerinde ise ihtiyaç duyuldukça üye olsun olmasın sendikamızdan yardım talep eden tüm öğretmenlere ve eğitim çalışanlarına özlük hukuk işlerinde danışmanlık yaptı, resmi yazışmalarda yardımcı oldu.

Mayıs 2010 tarihinden sonra sendikamızın genel merkezince şubemizde oluşturulan Bölge Hukuk Bürosu; Antalya, Burdur ve Isparta illerinin tamamına hizmet vermeye başlamıştır. Şubemiz avukatı olan Mustafa BAYSAL Mayıs 2010 tarihinden sonra, bölge hukuk bürosu avukatı olarak, yukarıda adı geçen, şubemiz özlük hukuk komisyonu üyesi idareci arkadaşlarımız da bir yandan bölge hukuk komisyonu olarak çalışmalarını sürdürmüşlerdir.

  Özlük Hukuk sekreterliğimizce sürdürülen bu çalışmalar neticesinde; basit bahanelerle üyelerimize verilen savunma istemlerine yapılan cevabi savunmalarla üst makamların ceza teklifinde dahi bulunamadıkları, verilmiş olan disiplin cezalarının ise bir kısmı üst disiplin amiri ya da üst disiplin kuruluna yapılan itirazlarla, bir kısmı da idare mahkemelerinde açılan davalar sonucunda iptali sağlanmıştır.

 Tüm bu çalışmalarımızın yanı sıra, eğitim çalışanlarımızla dalga geçercesine “mahkemeye git kazanırsın” diyerek, iktidar ve onun uzantısı olan il yöneticilerimizce baskılar sürdürülmektedir. Öte yandan “yetmez ama evetciler ile yetkili sendikanın kazanımlarımız”adı altında sürdürdüğü faaliyetler neticesinde kamu çalışanları artık idarenin avukatınında ücretini ödemek zorunda kaldıkları için, uğradıkları haksızlıklara karşı dava dahi açamaz hale getirilmişlerdir. İleri demokrasi bu olsa gerek. Bizim yöneticilerimize âcizane tavsiyemiz, “adaletin bir gün kendilerinede lazım olabileceğini” hatırlatmaktan ibarettir.

Bu hukuksuzluklar karşısında öğretmenlerimizin seyirci kalmayıp haklarının takipçisi olmaları önem arz etmektedir. Maalesef Milli Eğitim Müdürlüğü’nün hatalarından dolayı öğretmenlerimiz mağdur edilmekte ve hatayı yapanlara herhangi bir idari işlem yapılmamakta, hatta korunmaktadır.

Sonuç olarak; sendikamız, iktidar partisi veya atadığı yöneticiler tarafından eğitim çalışanlarına karşı yürütülen yasadışı uygulama ve baskıların karşısında durmaya, idare tarafından yapılan hukuksuz iş ve işlemlerle mücadele etmeye devam edecektir. Özlük hukuk sekreterliğimiz, özlük hukuk komisyonumuz ve bölge hukuk büromuz da haksızlığa uğrayan (üyemiz olsun olmasın) tüm eğitim çalışanlarına destek olmaya devam edecektir.

             Ayrıca sekreterliğimizin rutin görevleri dışında sendikamıza gelen üyemiz olsun olmasın tüm eğitim çalışanlarımıza her konuda yardımcı olunmuştur.

Ayrıca sekreterliğimizin rutin görevleri dışında her hafta örgütlenme çalışmalarına katılım sağlanmıştır. Genel merkezden gelen üye onaylarının kaydedilmesine katkı sağlanmış ve okullara dağıtımı yapılmıştır. Bunun dışında sendikamızın büro işleri takip edilerek sendikamıza gelen üyelerimize her konuda yardımcı olunmuştur.

 

ÖNERİLER:

1-       Öğretmenlerin temel hakları konusunda küçük kitapçıklar hazırlanmalı. ( Dilekçe hakkı nedir. Dilekçeye zamanında cevap verilmezse ne yapılmalıdır. Okullardaki komisyonların yasalar karşısındaki önemi nedir? Vb.. )

2-      Eğitim personelinin özlük hakları konusunda seminerden geçirilmesine devam edilmeli.

3-      İllerdeki hukuk komisyonları genel merkez tarafından bir araya getirilmeli, sorunlara ortak çözüm yoları aranmalı.    

....

BASIN YAYIN VE EĞİTİM ÇALIŞMALARI

SENDİKAL EĞİTİMİN ÖNEMİ

Eğitim; en yaygın tanıma göre, kişilerde öğrenmeyle birlikte davranış değişikliği yaratan bir etkinliktir. Eğitimin bu şekilde tanımı, eğitime yaklaşımda değer yargılarının da etkili olacağı kabulünü zorunlu kılmaktadır. Çünkü bu anlamda davranış değişikliğinden, kişinin, bilgilendirilmek ve bilinçlendirmek suretiyle belli amaçlar ve belli hedefler doğrultusunda beklenen bilinçli çabalarda bulun-ması anlaşılmalıdır.

Eğitim iş sendikası olarak sendikamızın amaçları doğrultusunda üyelerimize Cumhuriyet devrimlerini ve değerlerini kendisine rehber edinerek önce vatan sonra sendika şiarı ile sınıf bilincine ulaştırmak için eğitim çalışmaları planlamak zorundayız.   Eğitimin aynı zamanda ideolojik bir süreç olduğu gerçeğini göz ardı etmeliyiz.

Eğitimin ideolojik tercihlere uygun şekilde hazırlanması ve sunulması, elbette ki işçi sınıfının sömürüsüz, baskısız bir düzen kurma hedefine yöneliktir. Eğitimin bu genel hedefe yönelik olması, eğitim seminerlerinde çalışanların gündelik yaşamlarına, onları derinden etkileyen işyeri sorunlarına, ücret ve geçinme olanakları gibi işçilerin yaşamını her düzeyde etkileyen hususlara değinilmeyeceği sonucu da çıkarılmamalıdır

Sınıf örgütlerinin eğitimi aynı zamanda siyasidir. Kabul etmek gerekir ki, işçi sınıfı eğitimi doğası gereği ideolojiktir, böyle olmak zorundadır. Her ideolojik eğitim de siyasidir.

Sendikamızın; işyerlerinin, işkolunun ve güncel gelişmelerin de ışığı çerçevesinde eğitim seminerlerini konu, içerik, kapsam ve süre olarak belirlemesi gereklidir.

    Bu eğitimlere en başta il ve ilçe yöneticilerimize daha sonra iş yeri temsilcilerimize, ve tüm üyelerimize , tavan dan tabana vermek zorunda olduğumuzu unutmamalıyız. Kadro eğitimlerine daha önem vermeliyiz. Çalışmalarını dar bir kadroyla sınırlı tutan sendikal yapıları çabuk güven ve güç kaybeder .

Sendikamızın daha başarılı ve örgütlü bir konuma  gelebilmesi için; sorunları tespit etmek, sorunların çözümü için kullanılacak araçları tespit etmek ve geliştirmek, sorun çözme kapasitesinin tespit etmek ve geliştirmek önemlidir ve bunları yapabilmek eğitimle doğrudan ilgilidir. Örgütümüzün önümüzdeki dönemde eğitime daha çok ihtiyaç duyacağı bir gerçekliktir

 2011- 2014 DÖNEMİ İÇİNDE YAPTIĞIMIZ EĞİTİM ÇALIŞMALARI

1.         2012 ve 2013 yılları ara tatil döneminde Şube Sekreterliği ve Eğitim Sekreterliği önderliğinde sendika uzmanlarımız tarafından tüm ilçe yöneticilerimize 2 gün boyunca sendikal eğitim verdik.

2.         Yine Şube Sekreterliği ve Eğitim Sekreterliği önderliğinde İş yeri temsilcilerimize eğitimler verdik.

3.         Her yıl düzenlediğimiz ve geleneksel hale gelen Başöğretmen Atatürk Onur Ödülü’nü 2011 yılında Müjdat Gezen’e, 2012 yılında Yılmaz Özdil’e ve 2013 yılında Birgül Ayman Güler’e verdik.

4.         Sosyal etkinlikler çerçevesinde üyelerimizin katılımı ile 2011 eylül ayında 40 kişi ile Tahtalı dağına gece konaklamalı doğa yürüyüşü ve tırmanma etkinliği gerçekleştirdik.

5.         6 Mayıs 2012 de Uçansu 1-2 şelalerine 40 üyemizle birlikte yürüyüş etkinliği gerçekleştirdik.

6.         Her yıl geleneksel olarak 8 Martta kahvaltı, Mayıs ayında ise yılsonu yemekleri düzenledik.

...

 

 


Bu haber 2985 defa okundu.

Yazan :

Kaynak :



Bu Habere Yapılan Yorumlar (0)

Tüm Yorumlar



 

ADRES: Balbey Mahallesi 422. Sok No:9
                            Muratpaşa/ANTALYA

Tel-Faks:0 (242) 2470788
E Posta
: egitimis07@gmail.com

 



Tüm Hakları Antalya Eğitimiş Şubesi'ne aittir.

Eski Sitemize Ulaşmak İçin Tıklayınız.